Eşinden boşandıktan sonra asi ve dikbaşlı genç kızını tek başına büyütmeye çalışan Julio, onun geleceğini güvence altına almak için bu radikal göç kararını almıştır. Ancak ergenlik çağındaki kızı, arkadaşlarını, okulunu ve doğup büyüdüğü bu hareketli şehri bırakıp soğuk bir Avrupa ülkesine taşınma fikrine şiddetle karşı çıkar. Baba ve kız arasında yaşanan bu kuşak çatışması ve gelecek kaygısı, Julio’nun üzerindeki duygusal baskıyı artırırken, ebeveyn olmanın getirdiği o ağır sorumluluk hissini taşra gerçekliği üzerinden başarıyla işler.