Toshiro’nun bakkal dükkanındaki o sade yaşamı ile eski suikastçı kimliği arasındaki tezatlık, filmdeki psikolojik gerilim dozunu sürekli canlı tutan en büyük motor görevi görüyor. Geçmişte devletler ve karanlık şebekeler uğruna bir makine gibi adam öldüren bir askerin, şimdi sadece masum bir çocuğun gülümsemesi için tüm dünyayı karşısına almasını izliyoruz. Kolluk kuvvetlerinin ve resmi yasaların tamamen işlevsiz kaldığı bu izole taşra coğrafyasında, adalet sadece Toshiro'nun bıçağının ucunda şekil bulabiliyor. Bu dinamik yapı, filmi sıradan bir aksiyon filmi olmaktan çıkarıp güçlü bir vicdan ve sadakat analizine dönüştürüyor.