Berlin Uluslararası Film Festivali'nde Gümüş Ayı Özel Jüri Ödülü'ne layık görülen yapım, zengin aristokratlar yerine Güney İtalya'nın yoksul ve samimi halkını merkezine alıyor. Pasolini, hikayeleri birbirine bağlayan duvar ressamı rolüyle filmin sonunda "Bir sanat eserini hayal etmek, onu gerçekleştirmekten çok daha güzelken neden üretelim ki?" diyerek sinema tarihine geçen felsefi bir kapanış yapıyor. Bu başyapıt, Orta Çağ'ın karanlığı üzerinden aslında modern dünyanın ikiyüzlü ahlak anlayışına zamansız bir ayna tutuyor.