Kaderin ve bastırılmış arzuların bir araya getirdiği bu tuhaf modern ailenin öyküsü, her karakterin kendi bencil gerçekleriyle baş başa kaldığı ironik bir vedayla son buluyor. Anne, kariyerini ve itibarını korumayı başarsa da ruhundaki o masumiyeti ve Théo'nun gözlerindeki o saf hayranlığı sonsuza dek kaybettiğini derinden hisseder. Sınırları zorlayan sahneleri ve felsefi alt metniyle öne çıkan bu romantik drama, modern Avrupa sinemasının en cesur halkalarından biri olarak kabul ediliyor.