Film, otelin meşhur sufle tarifini sıradan bir tatlı olmaktan çıkarıp, Lucius’un hayatının, emeğinin ve otelin istikrarının en büyük sembolü haline getiriyor. Tıpkı kusursuz bir sufle gibi; Lucius’un kurduğu hayat da dışarıdan muazzam ve güçlü görünse de en ufak bir dış müdahalede saniyeler içinde sönmeye mahkum, kırılgan bir yapıya sahip. Mutfaktaki şeflerin sufleyi doğru kıvamda tutma çabası ile Lucius'un oteli ayakta tutma mücadelesi paralel kurguyla harika işleniyor. Gastronomi dünyasını ve estetiği, varoluşsal bir direnişin merkezine yerleştiren çok yaratıcı bir yaklaşım.